‘Çek’e oda bakışı

Karşılıksız çek sorunuyla ilgili görüşlerini aktarmak için Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran’ı köşemize konuk ettik. ATO Başkanı Baran aileden ticaretin içinde yıllardır. Halen Ahilik geleneklerinin izlerini taşıyor. Öyle olunca, hukukta yeri olmayan ama ticari ahlakta güçlü bir gelenek olan “sözüm senettir” beyanı Baran için temel bir ilke olmuş.

Alacaklılar da düşünülsün

Baran’a göre karşılıksız çek sorununa çözüm aranırken, alacaklıların göz ardı edilmeli, aksi halde asıl mağdur olan karşılıksız çek alacaklıları çek borçlusu haline gelebilir. 

“Ticaret mal ya da hizmetin üretiminden tüketimine kadar geçen sürede alışı ve satışı, işletmelerin ticari ilişki kurması, bir zincirin halkalarını oluşturuyor. Zincirdeki halkadan birinin kırılması bütünlüğü bozuyor. Ödenmeyen çek, senet, teslim edilmeyen mal veya hizmet ticaret zincirini bozarken, buradan oluşacak tüm değerleri de etkiliyor. Karşılıksız çek konusunda, çekini ödeyemeyenin mağduriyetini konuşuyoruz. Oysa ticaret bir bütün. Aynı olayda çekini ödeyemeyen kadar tahsil edemeyen de mağdur. Hatta daha da mağdur. Çekini ödemeyeni, ödeyebilir hale getirmek için ibraz yasağı, hapisten çıkarma, taksitle ödeme gibi düzenlemeler yapıyoruz ama aynı sayıda çekini tahsil edemeyeni de mağdur ediyoruz. Tahsilat yapamayan kişinin, ticareti birbirine bağlayan zincirin kopması sonucu başkalarına borcunu ödeyemeyecek hale gelebileceği dikkate alınmıyor. Ticari dengelerin bozulmaması için düzenleme yapılırken, alacaklıların alacaklarını tahsil edebilecekleri bir mekanizmanın kurulması şarttır.”

Böyle diyor ATO Başkanı Baran. Üyeleri arasında hem çek alacaklılarının hem de borçlularının olduğunu, her iki tarafın da menfaatinin korunması gerektiğini özellikle vurguluyor. Hiç kimsenin hapiste olmasını istemediklerini, ancak bir çok olayda çek borçlusunun üzerindeki bütün malları yakın akrabalarının veya tanıdıklarının üzerine yaptığını, onlar üzerinden şatafatlı hayat sürdüğünü ancak çeklerini ödemeyerek alacaklıları mağdur edip, ticaret zincirinin haklarını kırdıklarını be sistemin işleyişini engellediklerini söylüyor. Durumu, “Türkiye’de işletmeler fakir, ancak patronlar zengin, alacaklı mağdur” diye özetliyor.

Baran, sorunun kalıcı bir yasal düzenlemeye kavuşturulmasını öneriyor.

Hızlı karar verilmeli

Bizim ilk önce yapmamız gereken, karşılıksız çeklerde yargılama sürecini yasal olarak 2-3 ay gibi çok kısa sürelere bağlamak ve çekini ödemeyenin son üç yılda yatığı bütün servet transferlerini mercek altına alıp, öncelikle ihtiyati haciz kararıyla alacaklının mağduriyetini önlemeye açılmaktır. Borçluyu takibi sıkı ve hızlı hukuk kurallarına bağlarsak, başkalarının ticari malını kendi üzerine geçirme amaçlı çek keşidesini de minimuma indirmiş oluruz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x